Son zamanlarda herkes futboldaki dudak uçuklatan transfer paralarını konuşuyorlar. Her yıl milyon dolarlara satın alınan futbolcular geliyor ülkemize. Genelde beklenilen performansı sergileyemediklerinden hem kulübünü hem de izleyicilerini mest edemiyor. Bunların çoğunluğu da küfürlerle uğurlanıyor. Zaten futbolda Avrupa, Dünya şampiyonluğu ya da Avrupa kulüpler şampiyonluğu gibi bir başarıda (bir istisna hariç) gelmiyor ve yakın zamanda da beklenti yok. Futbolcular kadar konuşulmayan, bilinmeyen, medyaya çıkarılmayan o kadar değerli şampiyonlar var ki bu sporcuları diğer sporculardan ayıran en önemli özellikleri ise milli ve manevi değerlerini paranın önünde tutmalarıdır. Neyse biz futbola ve futbolculara verilen paraları bir kenara bırakıp esas konumuz olan bireysel sporlarda Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonalarından kazanılan ödüllere odaklanalım. Futbolda verilen paralar kadar konuşulmuyor bu konu çünkü konuşulacak kadar büyük bir meblağ değil ne yazık ki.
1936 Berlin Oyunlarında ilk madalyamızı kazanan Mersinli Ahmet Kireçci ve ilk altın madalyayı kazanan Yaşar Erkan yurda döndüklerinde Atatürk’ün huzuruna çıkarıldılar. Bu sporculara gümüş vazo ve bir zarfın içinde küçük miktarda para ödülü verilmiştir.
1948 Londra Oyunlarında altın madalya kazanan sporculardan Yaşar Doğu, Gazanfer Bilge ve Nasuh Akar ile bronz madalya kazanan Halil Kaya ile Ruhi Sarıalp’e ‘Sporcuları Koruma Derneği’ tarafından bir miktar para ödülü veriliyor. Para ödülünün verildiğini duyan Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), bu sporculara ‘amatör ruhu terk ettiniz’ diyerek onları profesyonel ilan etmiş ve Dünya Olimpiyat şampiyonalarında yarıştırmamışlardır.
1948’den 1988 yılına kadar başarı sağlayan sporculara, bulundukları ilden ya da memleketlerinden kesin olmamakla birlikte; ev, tarla, araba, inek, koç gibi ödüller verilmiş. Daha önemlisi başarı sağlayan bu sporculara fabrikalarda işçilik, bekçilik gibi iş imkanı vermişlerdir.
1968-70’li yıllardan sonra maddi imkansızlıklar sebebiyle Türk sporu duraklama dönemine girdi. Öyle ki Avrupa Dünya şampiyonalarına katılım sağlanmadı, sağlanan şampiyonaya da ancak birkaç sporcu gönderilebildi. Sporcuların kulüp, maaş gibi ayrıcalıkları olmadığı için gittiği şampiyonada birinci, en kötü ikinci olması gerekli ki döndüğünde ödül ya da iş imkanı bulabilsin.
Turgut Özal’ın girişimleriyle ülkemize gelen efsanemiz Naim Süleymanoğlu sayesinde devlet tarafından sporcuları altın ile ödüllendirme mevzuata eklendi. Bu ödül yönetmeliği günümüzde hala etkin ama çok defa değişikliğe gitti. Yıldızlar, gençler, ümitler ve büyükler kategorisinde, Avrupa, Dünya, Olimpiyat, Akdeniz Oyunları, Üniversiade, İslam Oyunları ve bunların Paralimpik karşılıkları olan şampiyonalarda kazanılan her altın, gümüş ve bronz madalya için kaç adet cumhuriyet altını kazanacağı belirtilmektedir. 2001 yılında Avrupa Şampiyonu olan bir sporcuya 450 adet cumhuriyet altını bir kese içerisinde verilirken, 2010 yılında Dünya Şampiyonu olan bir sporcuya 1000 adet cumhuriyet altını, şampiyon olunan ayın altın kuruyla hesaplanıp para olarak yatırılmıştır.
2013 yılında son güncellemesi yapılan yönetmelikte ödüller düşürülmüştür. Sebeplerinden birisi sporcuyu dopinge teşvik etmemek. Bir diğeri toplu halde aldıkları yüksek miktarlar sporcuyu paraya doyurduğu için sporu bırakmalarını engellemek.
Son haliyle olimpiyatlarda birinci olan sporcuya en fazla 1000, ikinci olan sporcuya en fazla 600, üçüncü olan sporcuya en fazla 300 adet cumhuriyet altını karşılığı türk lirası verilir.
Dünya Şampiyonasında birinci olan sporcuya en fazla 500, ikinciye en fazla 300, üçüncüye ise en fazla 150 adet, Avrupa Şampiyonasında birinci olan sporcuya en fazla 300, ikinciye en fazla 150, üçüncüye ise en fazla 75 adet cumhuriyet altını karşılığı türk lirası verilir. BU ÖDÜL, ŞAMPİYON OLUNAN YILIN 1 OCAK ALTIN KURU HESAPLANARAK PARA KARŞILIĞI VERİLİYOR. Ayrıca şampiyona 3-4 yılda bir yapılıyorsa ödülün tamamı, 2 yılda bir yapılıyorsa ödülün % 75’i her yıl yapılıyorsa ödülün %50’si veriliyor.
Örneğin Avrupa Şampiyonaları her yıl yapılıyor. 2023 yılı içerisinde Avrupa Şampiyonasında birinci olan sporcu 300 adet değil de en fazla 150 adet cumhuriyet altını karşılığı olan 1.096.000 TL para ödülü alabilir.
Günümüzde birçok branşta ülkemizi temsil eden binlerce sporcu var. Sporcular önce ülke şampiyonasında dereceye girecek ardından milli takıma yükselecek sonrasında takıma girip şampiyonaya katılacak ve madalya avlamaya çalışacak. Eğer bu zorlu mücadelede başarılı olamazsa kulübünden aldığı asgari ücret civarı maaşla geçimini sağlamaya devam edecek. Rıza Kayaalp, Taha Akgül gibi kendini çoktan ispatlamış şampiyonlarımızı kastetmiyorum, zaten böyle elit sporcular elli yılda bir gelir.
Güreş, boks, tekvando, halter gibi branşlarda büyüklerde de yarışan genç güreşçilerin aldıkları maaş 3000 ila 10000 TL arası, üstelik bunlar Avrupa Dünya şampiyonları. Avrupa Dünya madalyası kazanamayan sporcuya maaş bile yok diyebiliriz.
İlk cümlemde bahsettiğim gibi bu sporcuların en büyük arzusu para değil şampiyon olmak. Arzu para değil diye de özellikle gençlerimiz bu kadar aç yatırılmamalı açıkta bırakılmamalılar.













Dünya Şampiyonası'nda 52 kilo serbest stil güreşte altın madalya kazanan, aynı yıl Hürriyet Gazetesi tarafından yılın sporcusu seçilen ve bir çok madalyası bulunan 68 yaşındaki Ali Rıza Alan, bugün yaşadığı Tokat'ın Kemalpaşa köyünde kendisine ait bahçede meyve üreticiliği yapıyor... Bu kadar değer veriliyor nokta