Sevdiklerinin kaybı, çocuğun yaşayabileceği en zor ve stres dolu olaylardan biridir. Bu nedenle yetişkinler bu konuda konuşmak istemezler ya da hiçbir şey olmamış gibi davranabilirler. Ancak, çocuk yaşadığı bu olayı kendi anlamlandırmaya çalışacaktır.
İlk kez karşılaştığımız durumlara ilişkin algılarımızı, çevremizdeki insanların tepkilerine bakarak oluştururuz. Bu nedenle çevredeki yetişkinlerin tepkileri, çocuğun ölüm kavramını algılamasında önemli bir rol oynayacaktır. Aşırı, ağlamalar, bayılmalar, dövünmeler çocukları olumsuz etkileyecek ve korkutacaktır. Yetişkinler üzüntülerini dile getirebilirlerken, küçük çocuklar bazen hiçbir şey olmamış gibi davranırlar. Onların ölümle ilgili duygularını ise davranışlarından ve oyunlarından anlayabiliriz. Yeme ve uyku düzenleri de aniden bozulabilir.
Bazen küçük çocuklar yakınlarının ölümüne kendilerinin sebep olduğuna inanırlar. Şöyle ki, eğer kazadan çok daha önce, kardeşi, anne ya da babasına kızdığı için, yaşının gereği çok doğal bir tepki olarak, "keşke ölse" diye düşünmüşse bu dileğinin gerçekleştiğini sanır ve bundan büyük bir suçluluk duyabilir. Çocuk baş ve mide ağrısı çekebilir, daha büyük çocuklar ölen kişiyi taklit edici davranışlar içine girebilir.
Ebeveynler, çocukların ölümle ilgili endişelerini ve sorularını ciddiye almalı ve çocukların ölüm konusunda doğru bilgiye ulaşmasını sağlamalıdır. Ayrıca, çocukların ölümle ilgili deneyimlerini ve duygularını ifade etmelerine izin vermelidir. Çocukların ölüm kavramını anlamaları, yaş ve gelişim düzeylerine göre değişebilir
3-5 yaş arası çocuklar, çocuklar ölümü genellikle geçici bir durum olarak algılarlar. Ölen kişi biraz sonra çıkıp gelebilir diye düşünürler. Çünkü çizgi filmlerde de öyle olmaktadır.
6-9 yaş arası çocuklar, ölümün geri dönüşsüz olduğunu ve geri gelmeyeceğini anlamaya başlar. Ancak sevdiklerinin ve kendisinin ölmeyeceğine inanabilirler. Aynı zamanda, ölümün insanların hayatındaki rolünü ve insanların ölümden sonra ne olacağını sorgulamaya başlar.
10-12 yaş arası çocuklar, ölümün insanların hayatındaki rolünü ve insanların ölümden sonra ne olacağını daha iyi anlamaya başlar. Aynı zamanda, ölümün insanların hayatındaki etkilerini ve ölümle nasıl başa çıkabileceklerini düşünmeye başlarlar. Ölüme mantıklı açıklamalar getirmeye çalışırlar.
12 yaşından sonra ise gençler ölümü yetişkinler gibi algılamaya ve hayatın anlamı ve ölüm ile ilgili felsefi düşünceler geliştirmeye başlarlar.
Ebeveynler, çocukların ölüm konusunda doğru bilgiye ulaşmasını sağlamak için farklı yollar kullanabilirler. Örneğin, çocuklar için ölümle ilgili kitaplar okuyabilirler veya çocukların ölümle ilgili sorularını cevaplamak için profesyonel destek alabilirler. Ayrıca, ebeveynler, çocukların ölümle ilgili deneyimlerini ve duygularını ifade etmelerine izin vermelidir. Ağlamalarına engel olmayın, zaman zaman bu acıyı yeniden hatırlamalarının olağan olduğunu ve ona en çok ilgi ve şefkatinizin yardımcı olacağını unutmayın.
Çocuğun altı aydan daha uzun sürecek şekilde, gündelik olaylar ve faaliyetlerle ilgilenmemesi, her şeye karşı ilgisiz olması; Altı aydan daha uzun bir süre, "bebeksi" davranışlarını sürdürmesi; Ölen kişinin davranışlarını aşırı şekilde taklit etmesi, sürekli onunla beraber olmak istediğini tekrarlaması; Arkadaşlarından uzaklaşması; Okul başarısının çok önemli bir şekilde gerilemesi; Okula gitmek istememesi gibi durumlarda mutlaka bir uzmandan yardım almak gerekir.
G.Elif PETENKAYA
Klinik Psikolog












