Günlerdir televizyonlarda gazetelerde, insanlar arasında konuşulan tek konu kuraklık. Mevsimlere göre beklenen yağış gerçekleşmediği için doğal olarak su kaynaklarında azalma yaşandı. Neyse ki son bir kaç gündür ülke genelinde yağışlı bir hava hakim. Büyük ihtimalle de siz bu yazıyı karlı bir Tokat manzarasına karşı okuyacaksınız. Kar yağışı hiç kuşkusuz bereketin en büyük simgesi. Susuz toprakların gelinliği insan ayırt etmeden insanların eğlencesi. Peki ya sonra. Sonrası malum karın ardından gelen ayaz ve sessiz geceler. Bu soğuk gecelerde Annemin bir sözü hiç çıkmaz aklımdan Allah yatacak yeri yakacak odunu olmayanın yardımcısı olsun. Evet kar bereket ama bu bereketin bazıları için üşümek anlamına geldiğini unutuyormuyuz?
Toplumda gittikçe azalan yardımlaşma kültürü mahallesinde yaşayan ihtiyaç sahibini bilmeyen bir yapıya doğru gidiyoruz. Hatta mahallesindeki insanı bırakın yan komşusunu tanımayan bir toplum haline geldik. Elbette Devletimiz yaptığı sosyal yardımların başında yakacak yardımları geliyor. Hatta doğal gaz fatura destekleri dahil ihtiyaç sahiplerine veriliyor. Ancak devlet kapı kapı gezip yaşlı komşunun sobasını yakamaz yada bir tas sıcak çorba ikram edemez. Bunlar belki ufak işler gibi gelsede aslında gönülleri sıcak tutan büyük ateşler.
Toplumda özellikle gençler arasında modernleşme adı altında gösterilen yozlaşma hızla yayılıyor. Avrupa'nın teknolojik ve eğitim kalitesini öğrenmek yerine soğuk ve ilgisiz tavırlarına adabtte oluyoruz. Halbuki biz hava ne kadar soğuk olursa olsun sıcak gönüllü Anadolu insanları idik. Elimiz üşürse cebimize sokar belki ısıtırız peki üşüyen gönlümüzü ne yapacağız. Yazımın sonunda sizlere Nazım Hikmetin bir şiiri ile veda ediyorum.
Hava Soğuk
Hava puslu, soğuk
Kırlar koyu, kırmızı
Saman sarısı, ölü yeşil
Kış gelmek üzere oysaki gönül
Kışa girmeye hazır değil












