Öncelikle yeni sayımızdan tüm okuyucularımızı saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Son yıllarda sıkça duyduğumuz kamu ihalelerini bugünkü köşemde mercek altına almaya karar verdim. Bildiğiniz üzere kamu kurumlarının ihale yapmasındaki en önemli neden alınacak, satılacak yahut kiralanacak bir şeyin daha ekonomik şartlarda almak. Ne de olsa kamu kurumlarını bu ihaleleri yaparken harcadığı veya elde ettiği para tüyü bitmemiş yetimin ve milyonlarca Türk insanının hakkı var. Sizlerin de tahmin ettiği gibi bu söylem sadece sözde kalıyor. Eskiden kamu kurumlarında bir yandaşa ihale verileceği zaman bu pazarlık usulü ile yapılarak ürün istenilen kişiden alınır, ürünü satan kişi ise tekliflere istediği fiyatı yazar daha sonra teklifleri kaşeletirdi.
Ancak durum artık öylesine acayip bir hal aldı ki evde hanımlara hazırlatılan pazar listesi gibi ihale şartnameleri ile karşılaşıyoruz. Bir de üstüne ihaleye girmek isteyen vatandaşların personel tarafından “sen bu ihaleye girme bunu alacak kişi belli” söylemiyle karşılaşıyoruz. Baştan aşağı kanunsuzluk ve usulsüzlük dolu bu işlemlere sessiz kalınması bu suçu işleyenleri daha çok cesaretlendiriyor.
İşin en acı kısmı ise bu kurumları yöneten yöneticilerin de bu durum karşısında sessiz kalarak yapılan usulsüzlükleri desteklemeleri. Hâlbuki bu makamlara oturmaları için oy verenlerin haklarını savunmak en temel görevleri olmalı. Ekonomik şartlar altında geçim mücadelesi veren vatandaş bir kuruşun hesabını yaparken yapılan bu usulsüzlükler karşısında sussan dilsiz şeytandır.












