Öncelikle yeni sayımızdan tüm okuyucularımızı saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 85. Yıl dönümünde Ulu Önder ülkemizin her köşesinde saygı ve minnetle anıldı. 85 yıldır aramızda olmayan ancak olmayacak hakaretlere maruz kalan Ulu Önderimize karşı yapılan bu alçaklıklara maalesef bu 10 Kasım’da da şahit olduk. Düşünün, her şey bitti denildiği bir anda kahraman bir subay ve silah arkadaşları sıfırdan başlayıp yaptıkları kongrelerle ve ülkenin her yanında düşman işgaline karşı kurulan cephelerde kahramanca savaşarak yaşadığımız Cumhuriyeti bizlere hediye ediyor.
Ancak kendini bilmez birkaç kişi kulaktan duyma ispatı mümkün olmayan ithamlarla hakaret edebiliyor. Bugün özgürce yaşadığımız bu toprakları sayamayacağımız zorluklarla bizlere emanet eden kahramanlara hakaret etmek o günkü ve bugünkü düşmanlara hizmet etmekten başka bir şey değildir. Elbette hiçbir kahraman ilahlaştırılamayacağı gibi hiçbir şekilde de hakaret edilmesi mümkün değildir. Kendini dindar zanneden birkaç kişinin Atatürk dini yasakladı palavrasına halen inananları maalesef görmek mümkün. Düşünün, o günlerde tüm gücü elinde tutan bir adam gerçekten istese dini tümüyle ülkede yasaklayamaz mıydı?
Ulu Önder ve arkadaşlarının verdiği tek mücadele, bugün bile karşılaştığımız sapkınların yaptığı din tüccarlığıydı. Bugün özgürce yaşadığımız, özgürce ibadet ettiğimiz Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını bir kez daha saygı, sevgi ve minnetle anıyorum.












