Yeni sayımızdan tüm okuyucularımızı selamlıyorum. Bu haftaki yazımda birçok klasik film senaryosunu geride bırakacak şuan CHP’de yaşanan taht oyunlarını yazacağım. Evet, iki kere sandığa gidilmesine rağmen kaybeden bir partide taht mı kaldı da oyunu olsun diyebilirsiniz, ama öyle oyunlar var ki insan hayret ediyor. 2010 yılında CHP’nin başına gelen Kemal Kılıçdaroğlu kaybetmesi ile meşhur olmuş bir Genel Başkan.
En son kurulan altılı masanın Cumhurbaşkanı adayı oldu. Bu adaylık masanın en büyük ikinci ortağı İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Bazı CHP’lilerin itirazına rağmen oldu. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun üzerine yapışmış bir başarısızlık vardı. Sokak tabiri ile tüm tuşlara basan Kılıçdaroğlu aday olmayı başardı. Hatta bu yolda yüzde 1 oyu olan partilere CHP listelerinden vekillik vererek yaptı bunu.
Ekonomik kriz ortamında gidilen seçimlerde Kılıçdaroğlu geleneği bozmayarak seçimi kaybetmeyi başardı. Normal şartlarda istifa etmesi beklenen Kılıçdaroğlu bunun yerine gaz alma operasyonu olarak değerlendirilen partiden bazı isimleri görevden aldı. Ancak bu e partide nede oy verenlerde karşılık bulmadı. Kılıçdaroğlu’na ikinci darbe ise kendi listelerinden vekil yaptığı yüzde 1 oyu olan partilerden geldi. Vekil olan adaylarını CHP’den istifa ettirerek grup kurmaya çalışıyorlar.
En büyük etki ise Kılıçdaroğlu’nun evladım dediği İBB başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bile değişim istemesi oldu. Bunun karşılığında ise CHP de kadrolu olmuş yıllardır vekil olan isimlerin değişime karşı direnmesi yani kurulu düzenlerinin yıkılmasından korkmaları. Ancak görünen o ki değişim rüzgârının önünde kimse duramayacak. Taht oyunlarının kaybedeni Kılıçdaroğlu olacak gibi duruyor.












