2 boyutlu nesne olarak fotoğrafta izdüşümü, dikkat edilmesi gereken kurallarda önemli yer tutar. Kompozisyonda derinlik duygusu veren ışık, gölge, perspektif, diyafram öğeleri vs. gibi, izdüşümü de önemli rol oynar. Cepheden çektiğiniz veya çekmek zorunda kaldığınız fotoğrafta, vurgulamak istediğiniz bir objenin fona karışmaması gerekir. Fotoğrafı çekilen nesnenin arka plana yapışıp kalmaması için ya 2,8 açıklık ya da 1,2 kabiliyeti olan dar açılı uzun tele ile fon belirginliğini flu yapmak, ya da fotoğrafı çekilecek nesnenin arka plandaki boş bir alana gelmesini sağlamak gerekir.

Bunları görmezden gelerek yapılacak çekimler, fotoğrafta istenen ve aranan değerleri vermekten uzak olacaktır. Yıllar önce İstanbul Kızkulesi’nde bir kaç kare fotoğraflamıştım... İstanbul’un tarihini martılar ile Fonlamış kültürel simgeler karelemiştim. Fakat diğer fotoğrafik kıymetler bakımından hiç istediğim yerde değildim. Bakış açısı da, bakış yüksekliği de doğru değildi. Bu nedenle, gerek yasaklar, gerekse mahşeri kalabalık, manevra kabiliyetimi yok denecek kadar kısıtlıyordu. O anda, hiç değilse sizlerle daha sonra paylaşacağım başka bir olguyu işlemek aklıma geldi. Sizlere izdüşümünün önemini ve yarattığı sıkıntıları biraz anlatmak istedim.
Diyaframı düşük lenslerin çıkardığı görüntüler, günümüzde bir sanat eserine dönüşür vaziyete gelmekte. Hiç fotoğraftan anlamayan bir kişinin bile arkayı flu çektirme çabası lenslerin ne denli başarılı olduğunun bir kanıtı gibidir. Düğün fotoğraflarının en büyük kozu da vaatleri de bu lenslerin ortaya çıkardığı başarılı görüntülerdir...
Haftaya başka bir konuda görüşmek üzere hoşça kalın...
















