Senede 1 kere hevesle gittiğim Malatya'da depremi canlı canlı yasayan ve psikolojik olarak bitik birisi olarak evine dönen depremzedeler biri olarak bu haftaki yazım da geride kalanları kaleme almak istiyorum. Bazen yaşadığımız kötü olaylar karşısında zaman algımızı yitirdiğimiz oluyordur. Bu sefer 6 Şubat'ta yaşadığımız büyük felaketten sonra adeta zaman hepimiz için durdu. İnanın o ilk bir haftanın nasıl geçtiğini, hiç bilmiyoruz.
Kâbus gibi geçen tam 3 hafta. Alınan yanlış kararlar, güvensiz yapılar ve aşırlardır olan depremden ders çıkaramamak... Deprem öncelikli bir şehir planlamasının her zaman göz ardı edilmesi bu sefer 11 şehirde on binlerce kişinin ölümüne sebep oldu. Söylenecek, yazılacak çok şey var esasında, ama bunların hiçbiri kaybettiğimiz canları geri getirmiyor.
Depremin ilk günlerinden beri onlarca fotoğraf severlerin bu felaketi bizlere aktarmak için büyük özveriyle çalıştıklarını görüp izledik. Kimisi kendi sayfasından kimisi ulusal basından kimisi doğru haber yaparak kimisi yalan fotoğraflarla bir şekilde oradaki durumu bizlere aktarmaya çalıştı. Bu haftaki sayımda da Depremden günler önce çektiğim fotoğraflarla depremden sonra çektiğim fotoğraflara yer vermek istiyorum. Bu kareleri çekerken tarihe tanıklık edeceğimi hepsi tarihe düşülen belge olacağını asla düşünmemiştim.

Görselde gördüğünüz bakırcılar çarşısı, Şire pazarı ve ayakkabıcılar çarsısının depremden önceki ve sonraki halini size sunmak istiyorum.
İnsan anılarının bu şekilde kaybolmasını ve elinden bir şey gelmeden sadece izlemesine dayanamıyor...
Malatya da bulunan fotoğrafçı arkadaşlarımla görüşmem de
900 bin nüfusa sahip şehir de şuan 50 bin kişi kalmış ve insanın eline makineyi bile alasının gelmediğini şehirde matem havasının estiğini ve kiminle konuşsalar hep bir dram olduğunu ifade etmektedirler...
Sözlerimi daha fazla uzatmak istemiyorum ve sizi fotoğraflarımla başlasa bırakıyorum..
Bir sonraki yazım da buluşuncaya dek hepinize sağlık, huzur ve mutluluk dolu günler diliyorum
















